Depresif bozukluk; mutsuzluk, daha önce yapmaktan hoşlandığı uğraşılara karşı ilgi kaybı, günlük aktivitelerden keyif almama, huzursuzluk, enerji düşüklüğü, konsantrasyon güçlüğü, iştah ve/veya uyku problemleri, olumsuz düşünme, umutsuzluk, yalnız kalma isteği, ölümle ilgili ya da kendine zarar vermek ile ilgili düşünceler gibi bulgularla karakterize bir ruhsal bozukluktur. Bir kişide depresyonun varlığından söz edebilmek için bu belirtilerin günün hemen tamamında hâkim olması ve en az 15 gündür devam etmesi ve çocuğun okul, ev hayatında, arkadaş/aile ilişkilerinde bozulmalara yol açması gerekir.

Depresif bozukluk çocuklarda %2, ergenlerde ise %4-8 oranında görülmektedir. Depresyonun nedenleri arasında; ailesel ve genetik risk faktörleri belirgin olmak üzere, çocukluk çağı travmaları, olumsuz aile ortamı gibi birçok psikososyal ve çocuğun kişilik özellikleri ile ilişkili duygusal ve davranışsal risk faktörü rol oynamaktadır. Çocuk ve ergenlerde depresif belirtiler yetişkinlerden farklılık gösterir.

Okul öncesi dönemde; Huzursuzluk, hırçınlık, çevreye ilgisizlik, uyku bozuklukları, içe kapanma, anlamsız ağlamalar, anneye bağımlılıkta artış, iştahsızlık, yeme bozuklukları, korkular gibi belirtiler gözlenmektedir.

Ergenlik öncesi dönemde; Sık sık üzüntülü olma, ağlama, akran ilişkilerinde sorunlar, akademik başarıda düşme, dikkat problemleri, öfke kontrol güçlükleri, okula isteksizlik, baş ağrısı-karın ağrısı gibi somatik şikâyetler, uyku ve iştah problemleri gözlenmektedir.

Ergenlik döneminde; Mutsuzluk, sinirlilik, öfke nöbetleri, alınganlık, sürekli can sıkıntısı, enerji azlığı, olağan aktivitelere ilgi azalması, öz benlik saygısında azalma, konsantrasyon güçlükleri, ders başarısında düşme, akran ilişkilerinde bozulma, okuldan-evden kaçma, uyku-iştah sorunları, kendine zarar verme davranışları, sigara/madde kullanımı gibi riskli davranışlar, intihar düşünceleri gözlenmektedir.

Depresyon tedavisi; Çocuğun depresyon belirtilerinin şiddetine ve eşlik eden diğer psikiyatrik problemlerin varlığına göre belirlenir.  Genellikle hafif şiddette depresyonda psikososyal müdahaleler, destek psikoterapisi ve aile eğitimi yeterli olurken, orta şiddette olgularda bilişsel davranışçı terapi ve kişilerarası psikoterapiler gibi psikoterapi yöntemleri uygulanır. Orta-ağır şiddette olgularda ise terapilere ek olarak ilaç tedavileri de gerekmektedir.